|
Tweet |
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmaları kapsamında, Türkiye genelinde 693 maktulün yer aldığı 638 dosyanın yeniden açılması, kamuoyunda dikkatle takip ediliyor. Yıllardır aydınlatılamayan olayların yeniden gündeme taşınması, adalet beklentisini bir kez daha öne çıkardı.
“BU DOSYALAR DEVLETİN HAFIZASIDIR”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, faili meçhul dosyaların sadece geçmişte kalmış olaylar olmadığını belirterek, “Bu dosyalar devletin hafızasında yer alan, kapanmamış sayfalardır. Bu sayfalar kapanmadan toplumda gerçek bir güven ortamı oluşmaz” dedi.
“KARARLILIKLA SONUCA GİDİLMELİ”
Çevik, sürecin yarım bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Daha önce benzer girişimler oldu ancak sonuç alınamadı. Bu kez aynı hatalar tekrarlanmamalı, süreç kararlılıkla sonuna kadar götürülmelidir” ifadelerini kullandı.
“ADALET, DEVLETİN EN GÜÇLÜ TEMELİDİR”
Adaletin devletin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Çevik, “Faili meçhul dosyaların aydınlatılması, devletin gücünü ve vatandaşına olan sorumluluğunu göstermesi açısından hayati öneme sahiptir.
Ancak şunu hemen belirtmeliyim ki, Türkiye' de ve çatışmaya malzeme üretilen her yerde bilelim ki bu işin ortaya sürülmesi ve halkın birbirini kırması hadisesinin iki boyutu var : Birinci boyutu, devletin bir zamanlar MİT dahil ki onların maaşlarınındahi CİA,Mossad, MIX tarafından ödendiği herkesçe bilinmekte ve bu yapukara bağlı bazı Kont Gerilla gibi farklı yapıkarın güya SSCB ye karşı kurulmuş yapıkar..Bunkar bazı askeri binalardan dahi yönetilmekteydi..
İkincisi, 'Türkiye elden gidiyor, din, vatan elden gidiyor diyen bir grupla, laik, sosyalist bir grup' kendisini devletin yerine koyup çatışmayı gerçekten inanarak halk tabanına kadar indirdiler' ki bunlar elbette içinde samimi olan insanlarda vardı..
Bu küresel bir taktiktir ve buna düşmemek çok zordur..Çünkü insanın kendisinin mensubiyet duyduğu fikirlere yakınlık kurması mizacındadır..Yani meseleyi ' herkes batıcıydı, doğucuydu,koministti diye tamamen işi basite indirnekte doğru değil" dedi ve şöyle devam etti : "
Ancak bu işin beyin takımı, maalesef kurulan örgütleri, dış müdahalelerden korumayı başaramamış ve iş, artık halkın birçok kesiminin bir ayrıştırma noktasına getirilmesine neden olmuştur..Çünkü Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti' ni kurduğunda, halkın birliğini , Osmanlı sonrası Anadolu' da kalan İslam olan ve devlete bağlı başka aidiyetlere mensup olsa dahi, halkı kapsayıcı Türk Çatı ismi etrafında laik bir anlayışta,kimse kimseye baskı yapmadan kültürlerini esas alarak milli ve yerli yapı inşa etmeye çalışmış,fakat toplumun hala bu demokrasiyi sindirme anlayışına gelemediğini gördüğünden, çok arzuladığı çoklu Parti sistemine geçememiştir .İşte erken yaşta ölmesi ve İnönü' nün daha sonra Menderes' in batıya yanaşması ve 27 Mayıs Darbesi ile işbaşına gelenlerin, yeniden halkın kendisini yönetmesine sekte vurmasıyla ve SSCB de bahane edilerek, ülkenin her üst yönetim mekanizmasına, gerek sos, gerek sağ hepsi organizeli olarak dışardan kumandayla yönetilmiştir..Demirel' in, İnönü' nün bir sözünü hatırlatarak : "Ayı ile yatağa girilmez, ama ayıdan iyi geçinmek lazım/ Kendinizi tam kaptırmadan, küresel bir bloktan yana olmak gerekir" fikri, maalesef, yönetimi zaman zaman ayılardan birine çok yaklaştırmış ve ülke yönetimi faili meçhullere gitmiştir..Bunlar 1 Mayıs olayları, kitlesel, Maraş,Çorum Sivas, Başbağlar Katliamı gibi sağ, sol nantaliteye sahip kesimlere uygulanan dış ve iç çöreklenmelerin birlikte yürüttüğü eylemlerdir..Yani bunları salt içeriden veya salt dışarıdan yönlendirme olarakta düşünmemeliyiz"
Türkiye ideolojik bataklığa batmış ve dini inançları ideoloji gibi algılamış, sonra sap sol etnik çatışmalara dönüşmüş ve bu gelinen en son riskli noktadır ki, bu işin buralara getirilmesinde 70 yıldan fazla acılarla , dramlarla büyüyen ve elbette Mustafa Kemal' in korktuğu " Bir zümrenin' ben devletim' deyip, kendisine 'derin ' isminide uydurarak, karanlık tablolar çizilmesi' anlayışının, kendisinden sonraki büyük bir riskin tezahürüdür..Yani Mustafa Kemal Atatürk ve o günkü paşalar, fikir bazında uçlarda gitmemişler, belki Osmanlı Paşası olsakarda dini yaklaşımları,inançları halkın kendi anlayışı gibide değildi, ama Türkiye' deki inanç yapısını milli çoğunluğun ,milli bir inanç kültür anlayışını kabul ettiği, fakat bunun laiklik anlayışıyla halka dayatılmamasını başta kaldıkları sürece yürütse de, vefatından sonra bunun kontrolu özellikle İsmet İnönü' nün , Menderes' in Demokrasi de ki denemelerinde çok sıkıntılı geçtiğini ve nitekim, kendilerini devlet yerine koyanlar ve dış bağlantılılarla darbelerle bu işi iyice sulandırıldığı anlaşılmakta ve halkta , birlik ve milli, inanç,ideoloji bütünlüğü bu anlamda bir türlü sağlanamadığı ve bu anlamda bir yüksek fikri felsefe, inanç boyutu halka anlatılamaması, bu anlamda eğitimin verilememesi de cabası olunca, partilerde bu işten nemalanmayı sürdürmüş, 'ülkenin sahibi biziz, asli unsur biziz, dini gelenekte şu mezhep, çok dilli etnik özerklik,eyalet mantığı vs bizim düşüncemiz neyse odur kamplaşması ' vatandaşa demogojiden başka bir şey sağlamamış ve akıllar,ilimler, bilimler kenara atılmış, en silik adamlar,ahlaki dejenerasyona sahip kimseler, politikada etkin olmayı becermişler ve halk şu anda bu çıkarcıların geçmişte menfaatleri için neler yaptığını yeni yeni anlamaya başlasa da, çürüme her tarafa yayılmış, adalet, ekonomi, ahlak böylece tabiatıyla çökmüştür..Bugün, geçmişte ortaya atılan , faili meçhullerin ortaya çıkarılması, çok zor görülmekte olduğunu biliyorum.. " Bir kiremitin çekilmesi,duvarın yıkılacağı anlamına gelir" diyenler, bu işlerin nerelere gideceğini ve burada büyük bir enkaz bulunduğunu ve yıkıldığında, ülke acıları daha fazla yeniden yaşayacağını biliyorlardı ! " dedi..
ÇEVİK, Çözüm, damdan düşenlerdedir ! dedi ve bu deyimi azda olsa açarak, şöyle bir öneri getirdi :
" Bizim jenerasyon, yetmişler, doksanları iyi tahlil edebilecek durumda. Bu konuda kafa yoran kimselerin yönetimde olması ve bazı şeylerin devletin zorunlu olduğunu, ama bazılarının keyfi olduğunu bilebileceklerinden, tam yetkili ve polis,asker gücü olan bir ekibin bu işleri ortaya çıkaracağına eminim, yeter ki imkan verilsin" dedi..." Ancak, bu işe bu hükümetin girmesi, hele şu kritik günlerde çok zor, sadece kamuoyunun dikkati başka yere çekilmek istenmekte, ekonomi ve çevredeki dış siyasi,askeri şartların olduğunu hepimiz biliyoruz, ve bir iki göstermelik ve bir maksatlı gayeye dönük, bazı siyasal rakiplerini boşa düşürme taktiklerinden başka bir şey olmadığını görüyorum..! Ancak, meclis bu konuda ısrarlı olursa, belki bazı, devlet için ciddi yapılanmaların,oluşumların, önceden ne yaptığı ve sonra ne yapacağı tehlikesi anlaşılabilecektir.."diye ilave etti..
“HER DOSYA BİR HAYATIN HİKÂYESİDİR”
Çevik, söz konusu dosyaların her birinin bir insan hayatını temsil ettiğini belirterek, “Bu süreç sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluktur” dedi.
“SONUÇ ODAKLI BİR YAKLAŞIM ŞART”
Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, açıklamasının sonunda, toplumun beklentisinin net olduğunu belirterek, “Artık sadece inceleme değil, sonuç görmek istiyoruz. Adalet gecikmeden tecelli etmelidir, lakin bu temiz eller operasyonunu, ancak gerçekten meseleleri bilen, temiz kalmayı başarmış milli,yerli, inançlı ,yürekli eller bu işi başarabilecektir, onları bulmak ve bu anlamda yetkikendirmek gerekir” ifadelerini kullandı...