|
Tweet |
OKUL ZİLİ AİLELER İÇİN BORÇ ALARMI OLMAMALI
Yeni eğitim yılı öncesinde velilerin bütçe hesabı yapmaya başladığını belirten Kürtahmetoğlu şunları söyledi: “Bir anne ve baba için çocuğunun okula başlayacak olması heyecan ve gurur vesilesi olmalıdır. Ancak bugün birçok aile daha okul açılmadan kırtasiye, çanta, kıyafet, servis ve beslenme masraflarını nasıl karşılayacağını düşünüyor. İstanbul gibi yaşam maliyetlerinin ağır hissedildiği bir şehirde kira ve mutfak giderlerinin üzerine eğitim harcamaları da ekleniyor. Okul zili ailelerimiz için borç alarmına dönüşmemelidir.”
ÇOCUKLARIMIZ ARASINDA FIRSAT UÇURUMU OLUŞMAMALI
Ekonomik şartların öğrenciler arasında eğitim imkânı farklılıklarını büyütmemesi gerektiğini vurgulayan Kürtahmetoğlu, “Bir öğrencinin çantasının, defterinin, kıyafetinin ya da sağlıklı beslenmesinin ailesinin gelirine bağlı bir ayrıcalık haline gelmesine izin veremeyiz. Eğitimde fırsat eşitliği yalnızca aynı okulun kapısından içeri girmek değildir. Çocuğun dersine hazırlanabilmesi, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve arkadaşlarının yanında kendisini eksik hissetmemesi de bunun parçasıdır. Çocuklarımızın hiçbirini ailesinin ekonomik şartları nedeniyle geride bırakamayız.” dedi.
YEREL YÖNETİMLER VE KAMU AİLELERİN YANINDA OLMALI
İstanbul’daki belediyeler ve ilgili kamu kurumlarının yeni eğitim yılı öncesinde sosyal desteklerini güçlendirmesi gerektiğini ifade eden Kürtahmetoğlu, “İhtiyaç sahibi aileler doğru şekilde tespit edilmeli; kırtasiye, beslenme ve ulaşım gibi temel alanlarda etkili destek modelleri oluşturulmalıdır. Yardımlar insan onurunu koruyan, şeffaf ve gerçekten ihtiyaç sahibine ulaşan bir anlayışla yürütülmelidir. İstanbul’daki yerel esnafın da dahil edileceği modellerle hem ailelerimizin yükü hafifletilebilir hem de mahalle esnafımız desteklenebilir.” ifadelerini kullandı.
EĞİTİME HARCANAN KAYNAK TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YATIRIMDIR
Kürtahmetoğlu açıklamasını şöyle tamamladı: “Büyük Birlik Partisi olarak aileyi ve gençliği güçlü Türkiye’nin temeli olarak görüyoruz. Eğitim giderlerinin aile bütçesini sarsmadığı, hiçbir çocuğun ihtiyaçları nedeniyle mahcup olmadığı bir düzen oluşturmak zorundayız. Dar ve orta gelirli ailelerimizin üzerindeki eğitim yükünü hafifletecek politikalar geliştirilmelidir. Çocuklarımız için yapılan harcamayı maliyet olarak değil, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırım olarak görmeliyiz. Anne ve babalarımız okul alışverişine çıktığında ‘Bunu nasıl ödeyeceğim?’ diye değil, ‘Çocuğumun geleceğine nasıl daha fazla katkı sunabilirim?’ diye düşünebilmelidir.”