|
Tweet |
Riskli yapıların belirlenmesinden altyapı kapasitesine, mülkiyet haklarından sosyal donatı alanlarına kadar tüm unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Öztürk, dönüşüm sürecinde vatandaşın yaşadığı çevreden koparılmamasının önem taşıdığını ifade etti.
RİSK ENVANTERİ ÇIKARILMALI
Kentsel dönüşümün ilk aşamasının mahallelerin mevcut durumunun doğru şekilde ortaya konulması olduğunu belirten Öztürk, yapı stoku ve altyapının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Öztürk, “Hangi binanın risk taşıdığını bilmek kadar mahallenin yol, su, kanalizasyon, ulaşım ve sosyal donatı kapasitesini bilmek de önemlidir. Mahalle bazlı risk envanterleri oluşturulmalı ve dönüşüm öncelikleri bilimsel veriler üzerinden belirlenmelidir” dedi.
HAK SAHİPLERİ KORUNMALI
Dönüşüm projelerinin vatandaşın mülkiyet hakkını gözeten ve sürece katılımını sağlayan bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, hak sahiplerinin proje başlamadan önce ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Öztürk, “Vatandaş ne kadar hak sahibi olduğunu, dönüşüm sonrasında ne elde edeceğini ve sürecin hangi takvimle ilerleyeceğini açık biçimde bilmelidir. Mümkün olan bölgelerde yerinde dönüşüm esas alınmalı, insanlar yıllardır yaşadıkları sosyal çevreden koparılmamalıdır” ifadelerini kullandı.
ALTYAPI DÖNÜŞÜME HAZIRLANMALI
Yeni yapılaşmayla birlikte artabilecek nüfus yoğunluğunun mevcut altyapıya etkisinin önceden hesaplanması gerektiğini belirten Öztürk, dönüşümün yalnızca konut sayısı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Öztürk, “Bir mahallede binaları yenileyip nüfus yoğunluğunu artırıyorsanız ulaşımından okuluna, yeşil alanından altyapısına kadar bütün ihtiyaçları yeniden hesaplamak zorundasınız. Sağlıklı kentsel dönüşüm bina kapısından değil, mahallenin tamamından başlamalıdır” dedi.