|
Tweet |
Önemli değerlendirmelerde bulundu. Vekil Subaşı:" Tek adam rejimi yerine, demokratik parlamenter bir rejim için mücadeleye devam etmek gerekir." dedi.
Gerçekleştirdiği özverili çalışması ile vatandaşların takdirini toplayan Hasan Subaşı, geçtiğimiz gün yaptığı bir değerlendirmede merak edilen tüm soruları yanıtladı. Millet ittifakı ve 2023 seçimlerine ilişkin çok önemli değerlendirmelerde bulunan Vekil Subaşı şunları söyledi:" Cumhur ittifakı devlet gücü ve imkanlarını adil olmayan biçimde seferber etmekten kaçınmaksızın seçim çalışmasına başladı. Hayli yol kat etti. Vaadlerini sıraladı, beka söylemi ve dini de kullanarak muhalefete yüklendi, ekonominin arka planda kalmasını sağladı.Millet ittifakının ise birbirlerine ve adaya yeterince güvenmeyen ikircikli tavırları, hem çok değerli zamanı kaybettirdi hem de birliktelikleri yeterince güven vermedi. 7 cumhurbaşkanı yardımcısı, bakanlık vaadleri ve milletvekilleri paylaşımları ile birliktelik ancak sağlanabildi gibi bir izlenim yaratıldı. İktidarın ayrıştırıcı diline terör, HDP ve beka söylemi ile dinin siyasete alet edilmesi Orta Anadolu ve Karadenizli seçmende hayli etkili oldu. "Beka" söyleminin hala etkili olmasındaki en önemli nedenlerden ilki; Milyonların oyunu alarak devletçe meşruiyeti sağlanan HDP'nin bazı mensuplarının, zaman zaman kullandığı söylemlerdeki özensizliğidir. İkincisi; Muhalefetin bazı siyasi aktörlerinin, iktidarın HDP konusunda istediği oyun sahasında kalıyor olmasıdır. Şunu söylemek istiyorum, iktidar, HDP'nin kendisine karşı olduğunu gördüğünde, terörle HDP'yi aynı potaya koyuyor ve muhalefete dönerek, "HDP ile muhatap olursanız terör işbirlikçisi olursunuz" diyor. Muhalefet de bunun üzerine, "bizim HDP ile işimiz olmaz yan yana asla gelmeyiz" diyerek adeta iktidar söylemini kabulleniyor. Oysa muhalefetin; "HDP'ye meşruiyet sağlayan, TBMM çatısı altına koyan diğer partilerle aynı hak ve hukuka tabi kılan sensin. İçlerinde suçlu varsa tecrit etmek bizim değil senin görevin" demiyor.
Bazı siyasetçiler bununla da kalmayıp suçlayıcı ve hakaretamiz sözler bile söylemekten geri durmadılar. Oysa terör konusu kolluk güçlerimizin canı pahasına mücadele verdiği iktidar partilerinin ise bu konuda üzerine düşeni yapmak yerine siyaseten kullanmayı tercih ettiği yakıcı bir sorunumuzdur. Devlet sorunudur!.. Sonuç olarak, bu seçimde herşeye rağmen seçmenin yarısının hatta fazlasının rejime muhalif olduğu anlaşılmıştır…
"BU REJİM İTTİFAKLARI ZORUNLU KILMIŞTIR"
Millet İttifakının geleceği hakkındaki öngörü ve beklentileri ile ilgili de konuşan vekil Subaşı:"14 Mayıs, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası, teknik olarak ittifakın bittiğine dair açıklamalar yapılmış olsa da bu rejim, ittifakları zorunlu kılmıştır. İttifakı oluşturan partiler önemli deneyimler kazanmıştır. Seçmen de söylenenlerin doğruluk derecesini daha iyi anlayacak deneyime sahip olacaktır. Önümüzdeki yerel seçimlerden önce CHP ve İYİ parti gerekli partnerlerini seçerek ittifakı sürdüreceklerdir. Hernekadar teknik olarak ittifak süreci sona ermiş görünse de ittifakı oluşturan partilerin demokratik bir parlamenter sistem kurmak iradesinden vazgeçtiği düşünülemez. Adaletin ve hukuk güvenliğinin sağlanacağı halkın huzur ve refahını önceleyen bir rejim ihtiyacı halkın önemli beklentisidir, ittifaktan vazgeçmek bu iddialardan da vazgeçmek anlamını taşır ve partiler de, halkın istek ve beklentilerinin dışında kalamaz. Millet İttifakı sadece bir seçim işbirliği değil ülkeyi ‘tek adam rejimi’nden kurtarıp güçlendirilmiş parlamenter sistem ve demokratik hukuk devleti hedeflerine götürmek için kurulmuş uzun soluklu bir demokrasi dayanışmasıdır. Güçlendirilmiş parlamenter sistem ve demokratik hukuk devleti hedeflerine götürmek için kurulmuş uzun soluklu bir hukuk devleti inşa etmek birlikteliğidir... Halkın beklentisi de o doğrultudadır!..
"İTTİFAK ORTAKLARI GÜVEN VERİCİ BİRLIKTELIK SERGİLEMEKTE GECİKTİ"
Seçim sonrası Kılıçdaroğlu ve bazı kişilerin istifaya davet edilmesine ilişkin konuşan Subaşı, cumhurbaşkanı adayının doğru kişi olduğunu ifade ederek:" Devletin bütün imkanları seçime seferber edilebiliyorsa, karşısındakiler sadece parti örgütleri ve belediyelerin kısmen desteği ile seçim mücadelesini sürdürülebilirdi. Aday, bir parti lideri değilse örgütleri topyekün mücadeleye dahil etmek kolay değildir. Ana muhalefet parti liderinin de, vasıfları itibarıyla bu adaylığa en uygun kişilerin başında gelmesi nedeniyle Kemal Bey'in adaylığı yanlış değildi ancak ittifak bileşenleri, bu hususta güven verici bir tutum sergilemekte geciktiler. Sonuç olarak, aynı zamanda ekonomik çöküşe de neden olan otoriter rejime karşı iktidar olmaya çok yaklaşılmışken yaşanılan hayal kırıklığı partilerde özeleştiri dönemini başlatacaktır. Doğal karşılamak gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu ve parti kurullarının, yaklaşmakta olan yerel yönetim seçimlerine, partisini başkanlık çekişmelerine, kırgınlıklara meydan vermemek saikiyle ittifakı canlandırıp seçimlere götürmeyi tercih edilebilir." dedi